Vogue Amerika, neden belgesellere konu olduğunu, Anna Wintour'un neden bir efsane olarak nitelendirildiğini haklı gerekçeleriyle bir kez daha önümüze seriyor.916 sayfalık bu dev dergide kapakta "Dream Girl" Lady Gaga ile bakışıyoruz.Daha önce 2011 mart sayısının kapağında yer alan Lady Gaga hakkında bir kez daha düşünmemiz isteniyor.Biz düşüneduralım o, Marc Jacobs'ını giyiyor ve Mert Alaş&Marcus Piggott ikilisine alışılmadık siluetiyle bir heykel edasıyla poz veriyor.Lady Gaga algılarımızı yıkan çarpıcı bir kişilik.Dolayısıyla eylül sayısına kapak olması fikrini sevdim.Marc Jacobs tuvaletiyle kadın silüetini sorgulamama neden olan bir heykelcik gibi..Bir de o saçların ana fikrini kavrayamıyorum açıkcası.Çekimin öbür karelerinde ise vurgu şapkalarda.Bu sezon şapkaları "baş tacı" yapacağız anlaşılan.Tabii daha az kostümsel olup daha çok günlük hayata adapte edebileceklerimizi :) Unutmadan dergi bu sayısıyla 120. yılını kutluyor."Viva la vogue!" demekten kendimi alamıyorum :)
Vogue Paris ise farklılığını üç kapakla yansıtmakla yetinmemiş tipografisini ve bazı bölümlerin başlıklarını değiştirerek önümüzdeki güzel sayıların haberini vermiş."Diğer bütün Vogue'lar ait oldukları ülkelerin ismini taşır.Vogue Paris, bir şehrin ismini taşıyan tek Vogue." diyerek iddialarını bir kez daha yinelemiş ler.Kapaklarda, bir klasik olan ve acaba hangi dergiye kapak olacak diye beklediğim Kate Moss, önceki postlarda bahsederek önemini vurguladığım Daria Werbowy ve top modelliğin tanımını bir kez daha sorgulamamıza neden olan Lara Stone var.Aynı Dolce Gabbana elbise ile Mert Alaş&Marcus Piggott objektifine bakıyorlar.Aynı elbiseyi taşıyıp aynı kadraja baksalar da bu üç kadın da kendine özgü ve çok farklı.Bu farklılığı vurgulamaları -bunu amaçladılar mı bilmiyorum ama- benim çok hoşuma gitti.Ayrıca her sezon başı gözlerimizi Pantone Universe'e çevirmemize pek bozulmuş olmalılar ki siyahı kutsayan bir editöryal hazırlamışlar.Köklere dönüş,bunu vurgulayış hiç bu kadar modern ve ikonik olmamıştı :)







.jpg)











0 Yorumlar